Koronavirüs salgını bahçeli ev ve arsa talebini neden artırdı?

Koronavirüs salgını bahçeli ev ve arsa talebini neden artırdı?

Karantina günlerinde “Keşke bahçeli küçük bir evde yaşasaydım” diye düşünüp hayıflananlardan mısınız? Yalnız değilsiniz, hangimiz dört duvar arasında bunalıp bunun hayalini kurmadı ki? COVID-19 henüz sona ermiş değil; bilim insanları ikinci, hatta üçüncü dalganın er geç kapımızı çalacağını söylüyor. Birinci Dünya Savaşı sonrasında dünyayı kasıp kavuran İspanyol Gribi’nde en çok ölümün ikinci dalgada gerçekleştiğine dikkat çekiyorlar…

İnşallah kötü senaryo gerçekleşmez ve önümüzdeki aylarda yeni bir dalgayla karşılaşmayız. Ama yeni bir dalga olsun olmasın, uzunca bir süre Koronavirüs önlemleriyle yaşamamız gerektiği ortada. Herkes bunun farkında. Araştırma şirketi Ipsos’un anketine göre vatandaşların yüzde 61’i de salgının sona ermeyeceğini ancak kontrol altına alınacağını ve önlemlerle hayata devam edileceğini düşünüyor. Ve her 4 kişiden 3’ü hayatlarının radikal bir şekilde değişeceğini öngörüyor…

Salgın sonrasında arsa şirketlerinin telefonların sık sık çalmaya başlamasının sebebi bu olabilir mi? Öyle ya, salgın kendimize ait küçük toprak parçası, bahçeli, küçük bir eve sahip olmanın önemini göstermedi mi? Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB) gayrimenkul uzmanı Duygu Yılmaz, COVID-19’la birlikte açık hava ile temas ihtiyacının ön plana çıktığını ve bunun sonucu olarak bahçeli konutlara olan talebin yükseldiğini belirtiyor.

Fakat bir problem var: İstanbul’da bahçeli konutlar çok pahalı. Öyleyse? TSKB uzmanı Duygu Yılmaz’ın sözleriyle “İstanbul’da yataya yayılan az katlı konut projeleri için arsa arzının kısıtlılığına bağlı olarak şehrin dışına doğru yayılım kaçınılmaz.” Yani? Yani küçük toprak parçası ve bahçeli küçük ev için İstanbul dışına çıkmak zorundayız. Nitekim araştırma şirketi Ipsos da salgın sonrasında bazı küçük şehirlerin popülaritesinin artacağını ve bu arada büyük şehirlerde “merkezi semt” tanımının değişeceğini düşünüyor…

Bunda karantinanın çalışma hayatını değiştirmesinin de payı var. Ofis işlerinde çalışanların önemli bir kısmı, salgın sonrasında evden çalışmaya geçti. Veriler tartışmaya yer bırakmayacak şekilde bunu gösteriyor; insan kaynakları sitesi Kariyer.net’in araştırmasına göre beyaz yakalı çalışanların yaklaşık üçte biri (yüzde 27-28), karantina süresince belirli günlerde de olsa evden çalışıyor.

Eğer salgında ikinci ve üçüncü dalga ufuktaysa evden çalışmaya devam edeceğiz demektir. Evde çalışacaksak ha şehrin merkezindeki apartman dairesinde yaşamışız, ha İstanbul’a arabayla bir saat mesafedeki arazide, fark eder mi? Türkiye Sınai Kalkınma Bankası uzmanı Duygu Yılmaz da, uzaktan çalışma modellerinin hayata geçirilmesi ve sürdürülmesinin bahçeli ev talebini destekleyeceği görüşünde.

Bahçeli evde yaşamı cazip kılan bir başka nokta, şehirde karnımızı doyurmak için market raflarına bağımlı olmamız. Türkiye tarım ve gıdada kendine yeterli bir ülke ama yine de salgında market raflarının nasıl yağma edildiğini gördük. Panik anlarında en büyük şirketlerin bile gıda ürünlerini bazı bölgelere ulaştırmakta zorlandığı ortaya çıktı. Bahçeli evin güzelliği, insanlara kendi geçimlerine yetecek kadar gıdayı, domatesi, salatalığı kendilerinin yetiştirme imkanı vermesi. Hem böylece marketten alınan her ürünü “Aman Koronavirüs bulaşmış olmasın” diye tek tek silmeye gerek kalmaz!

SADECE TÜRKİYE’DE DEĞİL

Salgının şehir dışında bir toprağa sahip olma arayışını tetiklemesi Türkiye’ye özgü bir durum değil. Küresel bir salgınla karşı karşıyayız, insanların yaşadıkları sorunlar birbirine benziyor. Türkiye gibi şehir hayatı apartmanlara dayalı İtalya’da da şehir dışında bahçeli evlere olan talep patlamış. Bu tür evler İtalya’da bugüne kadar çoğunlukla emekliler tarafından tercih ediliyormuş. Ama salgınla birlikte gençler de şehir dışındaki bahçeli evlere taşınmaya başlamış. Bunen en önemli sebebi, Türkiye’de olduğu gibi İtalya’da da insanların giderek artan oranda evden çalışmaya başlamış olması. İtalyan Ulusal Mühendisler Konseyi (CNI) Başkanı Armando Zambrano, “Kentlerin sağlık açısından kırılgan bölgeler olduğu bu salgında anlaşıldı” diyor ve önümüzdeki dönemde bu trendin daha da güçleneceğini belirtiyor…

Aslında salgın şart da değil, hafta sonlarında kentin karmaşasından uzakta, toprakla haşır neşir olarak kafa dinlemeyi kim istemez? Başta Almanya, kuzey Avrupa ülkelerinde yaşayanların hafta sonları kaçmak için şehir dışında küçük evler aldığı bilinir. Şimdi sıra galiba Türkiye’ye geldi. Yeni dönemde Trakya, Kocaeli gibi İstanbul’a yakın yerlerdeki arsalara ilginin artacağını söylemek için kahin olmaya gerek yok…